15 Temmuz’da Yaşar Güler Ne Yaptı?
15 Temmuz, Kayseri’nin Sessiz Geceyi
15 Temmuz akşamı, Kayseri’nin karanlık sokaklarında hava çok sıcak olmasa da içimi kavuruyordu. O geceye dair ilk hatırladığım şey, televizyonun sesinin duyulmasıydı. O kadar sessizdi ki, televizyonun açılmasından birkaç saniye sonra bütün mahalle susmuş gibi oldu. Herkes televizyonu izlemeye başlamıştı, ama izlediğimiz şey neydi? Bir darbe girişimi, bir ülkede kaos, bir anda yıkılma korkusu… Ama kaybedilen sadece zaman değildi; kaybedilen bir halkın güveniydi, kaybedilen bir ulusun birlikte var olma gücündü. O gece, bir anlamda ülkenin ortak hafızasında silinmesi gereken bir anıydı.
Benim için çok acıydı çünkü 25 yaşında bir genç olarak, dünya görüşümün şekillenmeye başladığı yıllarda, gördüğüm bu şiddet, bu hain planlar, bana olan güveni zedeler gibi geliyordu. Birçok şeyi unuturum zamanla ama o geceyi, o gergin anları asla unutmam. Bir yanda ailem, bir yanda arkadaşlarım, ama en çok aklımda bir soru vardı: Yaşar Güler, o gece ne yaptı? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önemli isimlerinden biri olarak, Yaşar Güler’in yapacağı şeyler, benim için büyük bir merak konusu olmuştu.
Karar Anı
O gece, sokağa çıkıp darbecilerle mücadele etmek, tanklara karşı durmak isteyen bir halk vardı ama bir liderin ve ordu komutanlarının duruşu çok daha önemliydi. Saatler ilerledikçe, durum her geçen dakika daha da karmaşıklaşıyordu. Kayseri’nin merkezinden gökyüzüne doğru baktığımda, işte o zaman fark ettim: 15 Temmuz bir gece değil, yılların acımasız bir planının geceye yansımasıydı.
Yaşar Güler, o dönemde Kara Kuvvetleri Komutanıydı ve darbe girişimi sırasında oldukça dikkatli ve cesur bir tavır sergiledi. O andaki tek düşüncesi, ülkesinin geleceğiydi. Aslında, darbe gecesi Yaşar Güler’in tutumu, bir liderin ne kadar soğukkanlı ve kararlı olabileceğinin mükemmel bir örneğiydi. Tam da ihtiyacımız olan bir liderdi. Belki de bu yüzden, kendimi bir halkın onurlu bir şekilde ayakta durmasına olanak sağlayan liderin karşısında hissettim. O an, bir komutanın nasıl halkın güvenini kazandığını ve buna sahip çıkabileceğini çok net bir şekilde görmüştüm.
O gece, televizyonlarda gördüğümüz her şeyi unutsak da, Yaşar Güler’in o anki konuşması, onun kim olduğunu ve gerçekten ne kadar kararlı olduğunu yansıtan bir anıydı. “Türk Silahlı Kuvvetleri, halkın yanında ve darbecilerin karşısında” dediğinde, içim bir nebze rahatladı. O an, gerçekten onurlu bir komutanın liderliğiyle gurur duydum. Halkın gözleri, karanlık gecede bir umut ışığı bulmuş gibiydi. Yaşar Güler, o an sadece bir komutan değildi; o, halkı birleştiren, onları cesaretlendiren bir figürdü.
Korkunun Yeri Umuttan Daha Küçük
Birçok insanın korktuğu, panik içinde olduğu anlar vardı. Havaalanı kapatılacak mıydı? Halk sokağa çıkıp darbecilere karşı savaşmaya başlasa, komutanlar ne yapacaktı? Ama o geceki en büyük güven kaynağımız Yaşar Güler ve onun liderliğiydi. İçimde hissettiğim bu güven, karanlıkta bir fener gibiydi. Bu yazıyı yazarken bile, o gece yaşadığım duyguları tekrar hissediyorum. Korku, umut, hayal kırıklığı ve nihayetinde güçlü bir inanç… O gece, bir genç olarak, belki de hayatımda aldığım en büyük derslerden birini aldım.
Yaşar Güler’in darbe gecesi açıklamalarından sonra, toplum olarak bir an bile olsun birbirimize güvenmemiz gerektiğini, toplumsal huzurun ancak birliktelikle sağlanabileceğini daha iyi anladım. Gerçekten de Yaşar Güler, o karanlık gecede, halkı ayakta tutabilen bir lider olarak, her anlamda ülkesinin ve halkının arkasında duruyordu.
Bir Genç Gibi Hissetmek
Evet, ben bir gençtim. Ülkenin geleceği konusunda, geleceğin liderlerinden birinin bu kadar soğukkanlı ve cesur olabileceğini görmek, bana büyük bir umut verdi. O geceyi düşündüğümde, Yaşar Güler gibi liderlerin, halkla iç içe olmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha fark ettim. Sadece askeri bir lider değil, aynı zamanda halkın arasında, halkın güvenini kazanan bir liderdi.
O gece halkın, belki de hiç görmediği kadar güçlü olduğunu fark ettiğini düşünüyorum. Fakat Yaşar Güler’in o açıklamaları, bu halkı sadece cesaretlendirmekle kalmamış, aynı zamanda kimliklerini, Türkiye’nin ortak kimliğini tekrar hatırlatmıştı. O yüzden, 15 Temmuz’u düşündüğümde Yaşar Güler’in hem komutan hem de insan olarak nasıl bir duruş sergilediği, içimde hep derin bir saygı ve minnettarlık bırakmıştır.
Sonuç Olarak
15 Temmuz, sadece bir darbe girişimi değil, bir halkın birlikte direnişinin simgesi haline geldi. Yaşar Güler’in duruşu, korku içinde bir halkı nasıl birleştirip onlara güç verebileceğini gösterdi. O geceyi yaşarken, sadece darbe girişimiyle değil, halkın birbirine nasıl kenetleneceğiyle de mücadele ettik. Şimdi yıllar sonra, o geceyi hatırladığımda, Yaşar Güler’in sadece bir askeri komutan değil, bir halk kahramanı olduğunu gönülden kabul ediyorum. O gece, bir milletin yeniden doğuşuna tanıklık ettik.